Forrest Gump

Posted by Birileri Beni Sustursun | Posted in | Posted on 15:04









Trailer

video



Film bir tüyün havada süzülüp süzülüp otobüs bekleyen kişinin ayakkabılarının üzerine düşmesiyle başlıyor. Daha sonra yanına otobüs beklemek için gelen kişi ile sohbete girmesi ile o kişinin filmin adını alan Forrest Gump olduğunu öğreniyoruz. Yanındaki kişiye -ki bu kişiler otobüslerinin gelmesi ile değişiyor, ta ki en son yaşlı bir teyzemiz Forrest Gump'ın anlattıklarını beğenip dinlemek için bir sonraki otobüse binmeye karar vermesine kadar- hayatını anlatarak biz de Forrest'ın çocukluğunu, lise-üniversite yıllarını, ordudaki yıllarını yani bugüne, bu otobüs durağına nasıl geldiğini öğreniyoruz ve tabi bundan sonra neler oluyor onları da görüyoruz. Filmi bir kaç bölüme ayırabilir aslında, hatta ayıralım:

Çocukluğu
Forrest'ı çocuk olarak ilk gördüğümüzde bacaklarında bir sorunu olduğunu öğreniyoruz. Bacaklarında tel vardır ve bizim gibi rahatlıkla yürüyemez. Ayrıca IQ'su da 75tir. Toplum ağzı ile söyleyecek olursak aptaldır. Okulun ilk gününden itibaren dışlanmıştır ki sadece bir kişi onunla konuşmaktır o da Jenny'dir. Forrest'ın dediğine göre ikisi köfte-patates gibidir. Jenny ile ikisi bir gün yürüyüp konuşurken okuldan çocuklar gelip ve Forrest'a taş atmaları, Jenny'nin "Run Forrest, run" diye bağırması ile hem bir mucizeye tanık oluruz hem de filmde en çok duyacağımız bir cümleyi ilk defa duymuş oluruz. Buradaki mucize Forrest kendisini kovalayanlardan kaçarken bacaklarındaki tellerin kopmasıdır ki ayrıca çok da hızlı koşabilmesidir. Artık her yere koşarak gidecektir.

Bir Sahne

Otobüs Şoförü Bayan : Binecek misin ?

Forrest : Annem yabancıların arabalarına binmememi söylerdi.

Otobüs Şoförü Bayan : Bu, okul otobüsü.

Forrest : Ben Forrest, Forrest Gump.

Otobüs Şoförü Bayan: Ben de Dorothy Harris.

Forrest : Artık birbirimize yabancı değiliz.


Lise-Üniversite Dönemi
Lise dönemi yine çocukluk dönemindeki gibi bir kaç kişinin Forrest'a taş atmaları ile başlar. Tabi ki Forrest yine koşarak kaçmaya başlar ve kaçarken Amerikan Futbol sahasında antreman yapanların arasından da geçer ve bu koşuyu gören takım sorumluları Forrest Gump'ı keşfeder. Kendi deyişle : "İnanabiliyor musunuz ? Üniversite de gittim." Evet bu zekası ile üniversiteye bile gitmiştir, ama üniversite yılları amerikan futbolu oynayarak geçer ve mezun olur.


Üniversite yıllarındaki en güzel sahne yukarıdaki sahnedir, futbol maçı vardır ve topu Forrest'a verirler, Forrest'ın görevi de koşup topu sayı yapmaktır. Ama ! Ama Forrest'a koşma talimatını seyirciler bağırarak veya resimde gördüğünüz gibi pankart ile verirler. Hatta sayı olduğunda Forrest bunun farkına varmadığı için Forrest'ı seyirciler Dur Forrest diyerek durdururlar.
Forrest Amerika Karması'na bile çağrılır, ABD'nin başkanı Kennedy ile bile tanışır ama nasıl bir tanışma o ? Kennedy ile tanışıp konuşacağı sırada çişi gelmiştir, Kennedy'nin "tebrikler, nasılsın" sorusuna "çişim var" diyerek cevap verir, böyle bir insandır Forrest Gump.

Ordu
Forrest Gump'ın orduya girişi üniversiteden mezun olduğu gün, bir ordu görevlisinin yanına gelip tebrik etmesi ve "geleceğin ile ilgili düşüncelerin oldu mu" sorusu ile başlar. Vietnam'a gönderilir. "Bubba" ile tanışır ama bir saldırı sırasında Bubba'yı kaybeder. Aynı saldırıda Teğmen Dan'i kendisi istememesine rağmen kurtarır. Teğmen Dan bacaklarını kaybeder ve Forrest'a lanet eder, çünkü o onurlu bir şekilde ölmek istemiştir, bacaklarını kaybetmek değil. Bu arada Forrest onur madalyasına layık görülmüştür. Yolu yine Beyaz Saray'dır.

Amerikan başkanı madalyasını takarken aralarında şöyle bir konuşma geçer:

A.B: Amerika size büyük minnet borçlu evlat. Anladığım kadarıyla yaralanmışsın. Nerenden vuruldun ?
F.G: Kıçımdan, efendim.
A.B: Müthiş bir görüntüydü herhalde. Görmek isterdim.
(Forrest da bunu duydu tabi ve başkana arkasını dönüp kıçını gösterir.)

Tören sonrasında başkenti gezen Forrest yanlışlıkla savaş karşıtı hippilerin arasına karışır ve toplantı alanında konuşma yapar ama biz bu konuşmayı duyamayız(Ama duymak isterdim şahsen). Konuşmayı bitirdiğinde Jenny'i görür ve yıllar sonra tekrar köfte-patates gibi olurlar. Kara Panterlerin toplandığı binada Jenny'i tokatlayan kişiyi feci şekilde döver. Bütün gece dolanırlar ama sabah olduğunda yine ayrılık vakti gelmiştir.

Bu arada Forrest kendini pinponda feci bir şekilde geliştirmiştir, o kadar geliştirmiştir ki ordu, Amerikan milli pinpon takımına girmesine karar verir ve ünlü olur, programlara çıkar. Bu programda John Lennon'ı da görürüz. Programdan sonra Teğmen Dan'i görür ve tabi ki Forrest'a hala kızgındır ama yılbaşı gecesi eve getirdikler kadınlardan birinin Forrest'a "aptal mısın nesin" demesi ve Teğmen Dan'in buna sinirlenmesi ile aralarındaki buzlar erir. Pinpon'a dönersek, Amerika Milli Takımı oyuncuları Nixon tarafından Beyaz Saray'da ödüllendirilir ve Forrest Gump'ın yolu yine Beyaz Saray'a düşer. İlginçtir ki başkan Nixon ile aralarında komik bir diyalog geçmez bu sefer. Bir subayın getirdiği kağıt ile ordu döneminin bittiğini öğrenir.


Forrest eve döndüğünde raket firmaları reklam anlaşması için sıraya girmiştir. Annesi kabul ettirir ve reklam sayesinde 25000 dolar kazanır. Bubba'ya verdiği sözü tutar bu para ile. Balıkçık teknesi alır. Teğmen Don bunu öğrenmiştir, ve önceden Forrest'a "eğer sen kaptan olursan ikinci kaptan olurum" demiştir, ve Forrest'ın yanına gider, artık Forrest ve Teğmen Dan bir ikili olmuşlardır. Beraber karides tutmaya çalışırlar. Bir fırtına sonrası bütün tekneler paramparça olur ama bir tanesi hariç ! Sadece Forrest Gump'ın teknesi sağlam kaldığı için artık bütün karidesleri onlar tutar, zengin olurlar. Ama kötü bir haber gelir, Forrest'ın annesi hastadır ve ölür. Artık Forrest kocaman evde kendi başına yaşamaktadır ki Jenny çıkagelir. Yine köfte-patates olurlar. Forrest evlenme teklif etmesine rağmen Jenny kabul etmez ama o gece Forrrest ve Jenny birlikte olur ve ertesi gün Jenny habersizce evden ayrılır. Bir kez daha gitmiştir. Uyandığında Jenny'i bulamayan Forrest koşmaya kadar verir, koşar koşar ve koşar.. Üstelik herkesi peşinden sürükler ama yıllar sonra birden durur ve "Yoruldum, eve dönmek istiyorum" der ve koşusu biter. (Tabi koşu sırasında büyük keşifler olur, örneğin bir adamın "shit happens" fikri aklına gelmesi veya bir diğerinin "gülen yüz" baskısı ile tişört çıkarması ve zengin olması)


Forrest eve döndüğünde Jenny'den kendisini ziyaret edip edemeyeceğini öğrenmek için mektup alır ve şimdiki zamana yani otobüs durağına döneriz. Jenny'nin yanına gider ve bir oğlu olduğunu öğrenir-adını da Forrest koymuştur. Ama Jenny'nin Forrest'ı asıl çağırma sebebini sonradan öğreniriz, Jenny ölüyordur, Forrest'a evlenme teklif eder, evlenirler, eski evlerine taşınırlar. Bir kaç hafta/ay sonra Jenny ölür. Forrest oğlu Forrest ile baş başa kalır, artık yalnızca ikisi vardır. Filmimiz de küçük Forrest'ın okul otobüsüne binmesi ile biter.

Filmden Notlar

Forrest Gump'ın IQ'su düşük olmasına rağmen hayatını büyük başarılarla doldurmuştur. 3 kez Beyaz Saray'a davet edilmiş, ödül almış, futbol takımında Amerika karmasına seçilmiş, pinponda Amerika Milli Takımını temsil etmiştir. Ama Jenny, Forrest'dan daha zeki olduğu ortada iken, hayatı boyunca yanlış seçimler yapmıştır. Hiç bir şeyde tutunamamıştır. Bu da filmde geçen bir sözü hatırlatıyor, "Aptallık yapan aptaldır".

Orduda Forrest Gump'ın emredilen her şeye evet demesi, ve sorulan sorulara öğrendiği gibi cevap vermesi sonrasında, karşısındaki üst seviye asker "tam istediğim cevap, senin IQ'n 160 falan olmalı" demiştir. Burada da sanki bir gönderme olmuş hissi yarattı bende. Askerlikte en iyi olmak için en aptal olmalısınız dercesine bir mesaj aldım ben, tabi siz katılır mısınız bilemem.

Bacaklarını kaybeden bir insanın hayattan nefret etmesi, ama sonrasında hayat ile barışmasında da hayatta ne olursa olsun, başınıza ne gelirse gelsin, yaşamaya devam edin, mesajı vermişler. Bir bakıma haklılar da aslında.

Filmin Sözü

Life is like a box of chocolates,you never know what you're gonna get.
Hayat bir çikolata gibidir, içinde ne olduğunu asla bilemezsin.

Comments (0)

Yorum Gönder